Metabolik Sendrom
Metabolik sendrom nedir ve tanımı Batı ülkelerinde yaklaşık her dört kişiden birinde rastlanan metabolik sendrom adı verilen rahatsızlık, metsar’ın (metabolik sendrom Araştırma grubu) yaptığı bir araştırmaya göre ülkemizde de erkeklerde %28 kadınlarda ise %39 oranında görülmektedir. Yani ülkemizde erkeklerin neredeyse ¼’ü kadınların da yarısı metabolik sendrom riski altındadır. Metabolik sendrom kentsel alanda kırsal kesime göre daha sık görülmektedir. Diğer bir gerçek ise metabolik sendromun kadınlarda erkeklere nazaran çok daha yaygın olduğudur. Sendrom X, İnsülin direnci sendromu, Obesite sendromu, veya Reavens sendromu olarak da bilinen “metabolik sendrom” aslında şeker-insülin dengesinin bozulması sonucunda ortaya çıkan kolesterol seviyelerinde bozukluk, yüksek tansiyon, karın bölgesinde yağlanmayla karakterize olan ve ilerleyen dönemlerde özellikle kalp damar hastalıkları ve diğer metabolizma hastalıklarına zemin oluşturan kompleks bir hastalıktır. Sanılanın aksine oldukça yaygın olan metabolik sendromun son yıllarda önemi daha da iyi anlaşılmış olmakla birlikte özellikle hekimlerin yoğun gayreti ve tarama testlerinin yaygınlaşması sonucunda erken tanı konabilen bir rahatsızlık haline gelmiştir. Her ne kadar başlangıçta basit bir kilo alma problemi gibi görünse de ilerleyen dönemlerde sebep olduğu komplikasyonlar sebebiyle oldukça ağır sonuçlar doğurabilecek kompleks bir hastalıktır. Hastaların çoğunun geç tanı almasındaki ana sebep, problemi sadece basit bir kilo verememe problemi gibi görmeleri ve bir takım diyetlerle sorunu çözebileceklerine inanmalarıdır. Oysa kilo alma sadece aysbergin görünen kısmıdır. Altta çok daha ciddi bir metabolik problem vardır.
Metabolik sendrom, klinik bulgu olarak obezite (şişmanlık), yüksek tansiyon, ve bunlara ilave laboratuvar bulgularıyla kanda trigliserid, kötü huylu kolesterol (LDL-Kolesterol-özellikle sd-LDL yani LDL 3, 4, 5, 6, 7 de artışla karakterizedir), kan şekeri seviyesi ve insülin direncinde (kan şekerini ayarlayan hormon) artışla birlikte, iyi huylu kolesterol (HDL-Kolesterol) seviyesinde azalmayla karakterize bir rahatsızlıktır. Yukarıda anlatılan klinik tabloda, kanda dolaşan yağ miktarının artmasıyla birlikte damar duvarında kolesterol birikimleri oluşmakta ve bunu takip eden süreç içerisinde bazı iltihap hücreleri ve kirecin de bu yapıya eklenmesiyle kolesterol plakları (ateroskleroz plakları) oluşmaktadır. Damar duvarında meydana gelen bu oluşum hem damarın daralmasına hem de bağlı olduğu yerden koparak daha dar damarların aniden tıkanmasına sebep olarak hayati önemi olan organlarda ciddi fonksiyon bozuklukları hatta bazen de ölüme sebep olmaktadır. Özellikle kalp ve beyin gibi yaşamsal fonksiyonu olan organları besleyen damarlarda meydana gelen daralmalar bu damarların ufak bir pıhtı parçasıyla aniden tıkanmasına yol açabilmekte ve sonucunda kalp krizi, inme veya felçler ortaya çıkabilmektedir.
Metabolik sendrom kriterleri 2005 yılında uluslararası diyabet federasyonu tarafından düzenlenen metabolik sendrom kongresinde yayınlanan kriterler aşağıda belirtilmiştir.
• Karın çevresi kadınlarda >80 cm; erkeklerde >94 cm
• Trigliserid düzeyinin 150 mg/dL den yüksek olması veya bunu düşürmek için ilaç kullanılıyor olması
• HDL kolesterol Kadında < 50 mg/dL, erkekte <40 mg/dL
• Kan basıncının >130 / 80 mmHg olması veya antihipertansif ilaçla tansiyonun regüle olması
• AKŞ>100 mg/dL olması veya Tip II diyabet tanısı konması
Yukarıda anlatılan bu faktörler arasında metabolik sendrom için esas belirleyici olan ve olmazsa olmaz olan karın çevresindeki artıştır.
Zannedilenin aksine kanda şeker artınca dokularda da şeker artmaz. Tam aksine kanın şekerle dolu olmasına rağmen organlarımızdaki hücreler neredeyse açlıktan ölmekte ve buna bağlı özellikle karaciğer ve kas hücrelerinde ciddi hasarlar meydana geliyor
Metabolik sendromda ortaya çıkan tüm rahatsızlıklar, gereğinden fazla kalori alımı ve insülin hormonuna karşı vücudun duyarsızlığına bağlıdır. Normal fizyolojik şartlarda insülin kan şekerini ayarlayan, yani kandaki şekeri dokulara taşıyarak dokuların şekeri kullanmasını sağlayan bir hormondur. Yağlanma sonucunda dokularda ortaya çıkan insülin duyarsızlığını yenmek ve dokuların şeker ihtiyacını karşılayabilmek için daha fazla insülin salgılanır fakat hem rezistansın hem de rezistansa cevabın artması hem kan şekerinin hem de insülinin artmasına sebep olur. Salgılanan fazla insülin karaciğerde yağ metabolizmasına etki ederek kan yağlarının bozulmasına ve damar sertliğine, böbreğe etki ederek aşırı tuz tutulumu ve hipertansiyona sebep olur.
Laboratuvar testleri
• İnsülin direnci hesaplanması (HOMA-IR, HOMA-GTT)
• Açlık kan şekeri (AKŞ), Tokluk kan şekeri (TKŞ), Glukoz tolerans testleri
• Kolesterol profili sd-LDL (LDL alt grupları tayini*çok önemli)
• hs-CRP
• İnsülin
• Mikroalbumin
Metabolik Sendromun Sebep Olduğu Hastalıklar tedavi edilmeden bırakıldığında en fazla 10-15 yıl içerisinde aşağıdaki hastalıklar bu tabloya eşlik etmeye başlar
• Kalp Krizi
• İnme ve Felçler
• Tip-II Diyabet
• Obezite
• Karaciğer yağlanması
• Uyku apneleri
• Böbrek yetmezliği

American Association of Clinical Chemistry
Klinik Biyokimya Uzmanları Derneği
Labtests Online
T.C. Sağlık Bakanlığı
World Health Organization




